25. Madde
Geçtiğimiz akşam kanepede uyuyakalmışım. Su içme isteğine karşı koyamadım, uyandım. Açık olan televizyonda son dakika haberine gözüm ilişti: Donald Trump ve…
Geçtiğimiz akşam kanepede uyuyakalmışım. Su içme isteğine karşı koyamadım, uyandım. Açık olan televizyonda son dakika haberine gözüm ilişti: Donald Trump ve…
Dün akşam -daha önce izlediğimi sandıysam da izlememiş olduğum- En Man Som Heter Ove (Ove adında bir adam) adında İsveç yapımı bir…
Bu kategoriye henüz içerik eklenmemiş.
Bu kategoriye henüz içerik eklenmemiş.
Bu kategoriye henüz içerik eklenmemiş.
Bu kategoriye henüz içerik eklenmemiş.
Değerli bir dostumun davetiyle -geçmiş yıllarda benim de ikamet ettiğim- bir kıyı kentine hafta sonunu geçirmek üzere cuma gününden gittim….
Bu kategoriye henüz içerik eklenmemiş.
Henüz podcast bölümü eklenmemiş.
Enis Batur’un gezgin kimliğini bir denemecinin keskin stiliyle harmanladığı Pasaport Damgaları, fiziki sınırların ötesine geçen entelektüel bir harita sunuyor. Kitap, okuru pasaport kontrol noktalarının soğuk mürekkebinden alıp, şehirlerin, sokakların ve müze koridorlarının zihinde bıraktığı derin izlere taşıyor.
Batur, gittiği coğrafyaları yalnızca bir turist gözüyle izlemekle kalmıyor; o mekânların edebiyatını, mimarisini ve tarihsel hafızasını metnin dokusuna işliyor. Her damga, aslında kişisel kütüphanesinden bir bellek sıçramasına; her durak ise felsefi bir sorgulamaya dönüşüyor.
"Bir şehre girmek, o şehrin yazılmamış tarihine dahil olmaktır. Pasaporttaki mürekkep kurur ama zihindeki iz kalır."
Yoğun, katmanlı ama bir o kadar da akıcı paragraf yapısıyla Pasaport Damgaları, metinlerarasılıkta kaybolmak ve kendi içsel haritasında bir yolculuğa çıkmak isteyenler için zamansız bir başucu denemesi.
Kayıp, özgürlük ve geçmişle yüzleşme üzerine sinema tarihinin en şiirsel anlatılarından biri. Juliette Binoche'un muazzam performansıyla devleşen film, sessizliğin, müziğin ve renklerin kelimelerden çok daha fazlasını anlatabileceğini kanıtlıyor. Her karesi bir tablo zarafetinde, görsel ve işitsel bir başyapıt.
Aznavour'un o karakteristik, hüzünlü ve derin sesinden varoluşa dair muazzam bir dokunuş. Şanson geleneğinin zirvesi... Kelimelerin ve melodinin zamansız bir ahenkle dans ettiği, ruha usulca işleyen, kahveye ve yağmura en çok yakışan klasiklerden.